26 söz
Kantin ve telefon bir yana, askerin en büyük moral kaynağı hâlâ mektuptur. Aşağıdaki kısa örnekler anne, baba, eş, sevgili, kardeş ve arkadaş ağzından yazıldı. Kendi cümlelerinizle zenginleştirip zarfa koyabilirsiniz.
Canım oğlum, bu sabah kahvaltıda senin bardağını da koymuşum masaya, sonra fark ettim. Evde her şey yerli yerinde ama sen olmayınca hiçbir şey tam değil. Babanla her akşam seni konuşuyoruz. Yemeğini iyi ye, üşüme, kendine iyi bak. Seni çok seviyorum. Annen.
Oğlum, sana nasihat edecek çok şey düşündüm ama yazarken hepsi tek cümleye indi: Seninle gurur duyuyorum. Sabırlı ol, arkadaşlarına sahip çık, büyüklerine saygıda kusur etme. Burada her şey yolunda, merak etme. Dönüşünde seni kapıda karşılayacağım. Baban.
Sevgilim, bugün senin en sevdiğin şarkı radyoda çaldı ve ben trafikte ağladım. Komik, değil mi? Ama merak etme, gülümseyerek ağladım. Şafak kaç, yine söylemeyecek misin? Ben her gün takvime bir kalp çiziyorum. Seni bekliyorum, her zamankinden daha çok.
Abi, odanı ben kullanıyorum, haberin olsun. Bilgisayarına da dokunmadım, yemin ederim, belki birkaç kez. Annem seni çok özlüyor, her akşam fotoğrafına bakıyor. Ben de özlüyorum ama bunu sakın kimseye söyleme. Tezkereni al da gel artık. Kardeşin.
Kanka, sen gittin, halı saha takımı dağıldı. Kaleye kimi koysak top içeri giriyor. Mahalle sessiz, çay ocağında bile seni soruyorlar. Orada da birilerini güldürüyorsundur, eminim. Dönüşüne büyük bir maç ayarladık, formunu kaybetme.
Kocacığım, kızımız bugün ilk kez "baba" dedi ve ben hemen sana yazmak istedim. Keşke yanımızda olsaydın, ama söz, sen gelince ilk sana söyleyecek. Evde her şey yolunda, sen sadece kendini düşün. Seni seviyoruz, ikimiz de.
Sevgili torunum, mektup yazmayı unutmuşum, kusura bakma yazım bozuksa. Seni her namazda anıyorum. Biz de vaktiyle askerlik yaptık, zor gelir ama geçer. Dönünce sana en sevdiğin yemeği yapacağım. Ellerinden öperim. Ninen.
Kardeşim, bugün işe giderken senin sokağından geçtim ve kendimi bir an seni arayacakken buldum. Ne zaman konuşabileceğimizi bilmiyorum ama bu mektup sana ulaştığında yüzün gülsün istiyorum. Seninle gurur duyuyorum. Kendine iyi bak, sana kocaman sarılacağım.
Oğlum, kolini hazırladım. İçine çorap, kuru üzüm ve en sevdiğin bisküviden koydum. Kabul ediliyorsa sana ulaşır, edilmiyorsa evde bekler. Sen yeter ki sağlıklı ol. Her gece pencereden bakıp seni düşünüyorum. Annen.
Aşkım, mektubunu on kez okudum. Satır aralarında bile sesini duydum. Şafak sayıyorsun, ben de gün. Senin bir gün azaldığında benim yüreğim bir gün hafifliyor. Bu ayrılık bizi daha da güçlendirdi, biliyorsun değil mi? Seni seviyorum.
Abla olarak sana tek bir şey söyleyeceğim: Çoraplarını kendin yıkamayı orada öğrendin, döndüğünde de devam et. Şaka bir yana, seni çok özledik. Annemi ben idare ediyorum, merak etme. Kendine iyi bak küçük kardeşim, yani artık koca asker.
Devrem, ben terhis oldum ama aklım hâlâ koğuşta. Sizi, gece nöbetlerinde içtiğimiz o soğuk çayı bile özlüyorum. Şafağın az kaldı, sabret. Dışarıda seni bekleyen bir arkadaşın var, unutma.
Eşim, bu mektubu çocuklar uyuduktan sonra yazıyorum. Ev biraz fazla sessiz, ama her köşesinde sen varsın. Faturaları ödedim, arabayı da servise götürdüm, gururlu olabilirsin. Seni çok özledim. Sağ salim dön, gerisini birlikte hallederiz.
Evladım, bu mektubu yazarken elim titriyor, ama yüreğim sakin. Çünkü biliyorum, sen her yerde dik duran bir çocuksun. Hasta olursan hemen revire git, ihmal etme. Seni bekleyen bir ev, bir sofra ve bir anne var.
Abi, bugün okulda öğretmenim "Ailende asker var mı?" diye sordu. Ben de parmak kaldırdım ve senden bahsettim. Bütün sınıf seni alkışladı. Bunu bilmeni istedim. Çabuk gel, sana anlatacak çok şeyim var.
Sevgilim, bugün seni özledim demek yetmiyor. O yüzden şöyle söyleyeyim: Her sabah telefonuma bakıp senin aramanı bekliyorum ve her aramanda yeniden aşık oluyorum. Az kaldı. Sen şafağı say, ben sana sarılacağım anı.
Oğlum, sen gittiğinden beri bahçedeki domatesler bile büyümüyor gibi. Ama biliyorum, sen döndüğünde her şey yeşerecek. Komutanlarını dinle, arkadaşlarına iyi davran. Seni çok seviyorum. Baban.
Kanka, sana mektup yazacağım hiç aklıma gelmezdi. Ama işte buradayım, kâğıt kalemle, eski usul. Grup sohbetimiz sensiz çok sıkıcı. Döndüğünde ilk iş o çok konuştuğumuz tatile gidiyoruz, söz.
Canım kardeşim, odanın kapısı açık duruyor, annem kapatmaya kıyamıyor. Ben de bazen içeri girip senin kitaplarına bakıyorum. Seni ne kadar sevdiğimi hiç söylemedim galiba. Şimdi söylüyorum: Seni çok seviyorum. Kendine iyi bak.
Sevgili oğlum, bu ilk mektubum. Sana söylemek istediğim her şeyi bir kâğıda sığdırmak zor. O yüzden sadece şunu yaz kalbine: Neredeysen orası bizim de evimiz. Dualarım seninle. Annen.
Hayatım, bugün yemin töreninden döndük ve ben hâlâ o anı yaşıyorum. Seni üniformanın içinde görünce nefesim kesildi. Biliyorum, kalan günler de geçecek. Ben buradayım, seni bekliyorum, her zaman.
Askerim, nişan yüzüğüne her baktığımda sana söz verdiğim günü hatırlıyorum. Bu ayrılık o sözü daha da sağlamlaştırdı. Kendine iyi bak, uykunu al, beni düşünüp üzülme. Ben güçlüyüm, sen de güçlü ol.
Yeğenim, amcan olarak sana tek tavsiyem var: Gülmeyi unutma. Askerlik en çok gülen askere kolay gelir. Dönüşte bizim evde büyük bir sofra kuracağız, aç gel. Seni seviyoruz.
Oğlum, mektubunu aldım ve hemen komşulara okudum, kusura bakma. Herkes selam söylüyor. Dolabındaki kazağını yıkadım, kokun gitmesin diye biraz bekledim aslında. Çabuk gel. Annen.
Devrem, sen orada ben burada, ama aynı gökyüzüne bakıyoruz. Seninle tuttuğumuz nöbetleri, paylaştığımız son simidi hiç unutmayacağım. Tezkereni aldığında ilk telefon bana, anlaştık mı?
Babacığım, ben senin kızınım ve sana resim çizdim. Resimde sen, ben ve annem varız. Arkada da bir güneş var, çünkü annem "Baban gelince güneş doğacak" dedi. Çabuk gel babacığım.