Mareşal rütbesi, rütbe sıralamasını öğrenen herkesin ilk merak ettiği konu. Arama motorlarında “mareşal kimdir”, “mareşal ünvanını kimler aldı”, hatta yazım hatasıyla “maraşal” ve “mareşel” diye aratılıyor. Doğru yazımı mareşal olan bu rütbe, Cumhuriyet tarihinde yalnızca iki komutana verildi. Bu yazıda rütbenin anlamını, kanuni dayanağını ve tarihini güvenilir kaynaklara dayanarak anlatıyoruz.
Mareşal rütbesi nedir?
Mareşal, Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki subay rütbelerinin en üst basamağıdır. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 29. maddesi subay rütbelerini asteğmenden başlayarak sayar ve listeyi “Mareşal – Büyükamiral” ile bitirir. Aynı maddeye göre:
Mareşal ve büyükamirallik rütbeleri, savaşta olağanüstü yararlıkları görülen, hayattaki veya ölmüş orgeneral veya oramirallere kanunla verilir.
Bu tanımdan üç önemli sonuç çıkar:
- Olağan bir terfi değildir. Kıdem, bekleme süresi veya sicil notuyla mareşal olunmaz.
- Savaş şartı vardır. Barış zamanındaki başarılar bu rütbe için yeterli değildir.
- Kanunla verilir. Yani karar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir; rütbe ancak çıkarılacak bir kanunla verilebilir.
NATO rütbe sisteminde mareşalin karşılığı OF-10 olarak gösterilir. Rütbenin sembolü ve diğer rütbelerle karşılaştırması için mareşal rütbesi sayfamıza bakabilirsin.
Mareşal rütbe işareti
Mareşal için diğer general rütbelerinden ayrı, özel işlemeli bir apolet ve yaka işareti tanımlanmıştır. Kaynaklara göre bu işaret tarih içinde değişmiş, bugün bilinen biçimi 1940'lardan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Generallerdeki gibi yıldız sayısıyla ifade edilen basit bir işaret olmadığı için sitemizdeki çizimler temsilîdir; resmi tarif için kıyafet yönetmeliklerine bakmak gerekir.
Türkiye'nin mareşalleri: mareşal ünvanını kimler aldı?
Türkiye Büyük Millet Meclisi bu rütbeyi bugüne kadar yalnızca iki kişiye vermiştir. İkisi de rütbeyi Kurtuluş Savaşı sırasında, Cumhuriyet'in ilanından önce almıştır.
| Komutan | Rütbeyi aldığı tarih | Gerekçe | O dönemki adı |
|---|---|---|---|
| Mustafa Kemal Atatürk | 19 Eylül 1921 | Sakarya Meydan Muharebesi zaferi | Müşir |
| Fevzi Çakmak | 31 Ağustos 1922 | Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi | Müşir |
Mustafa Kemal Atatürk: Müşir ve Gazi
Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasının ardından TBMM, 19 Eylül 1921'de çıkardığı kanunla Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'ya müşirlik (mareşallik) rütbesi ile birlikte “Gazi” unvanını verdi. TDV İslâm Ansiklopedisi, bu teklifin Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'nın Meclis'e gönderdiği bir telgrafla başladığını aktarır. 19 Eylül bugün Türkiye'de Gaziler Günü olarak anılır.
Mustafa Kemal Paşa bu rütbeyi taşıyarak Büyük Taarruz'u yönetti. Cumhuriyet'in ilanından sonra cumhurbaşkanı olarak siyasi görevine devam etti ve 1927'de ordudan ayrıldı.
Fevzi Çakmak: Kurtuluş Savaşı'nın Genelkurmay Başkanı
Fevzi Çakmak, Kurtuluş Savaşı yıllarında hem İcra Vekilleri Heyeti Reisliği (bugünkü başbakanlığa yakın bir görev) hem de Genelkurmay Başkanlığı yaptı. Büyük Taarruz'un kazanılmasının ardından, Mustafa Kemal Paşa'nın önerisiyle TBMM tarafından 31 Ağustos 1922'de müşirliğe yükseltildi. Milli Savunma Bakanlığı'nın resmi biyografisi de terfi tarihini 31 Ağustos 1922 olarak verir.
Fevzi Çakmak, 1921'den 1944'e kadar yaklaşık 22,5 yıl Genelkurmay Başkanlığı görevinde kaldı ve 12 Ocak 1944'te yaş haddinden emekli oldu. Halk arasında bugün de çoğu zaman sadece “Mareşal” diye anılır. Atatürk ise aynı rütbeyi taşımasına rağmen genellikle “Gazi” ve “Atatürk” unvanlarıyla anılır; bu yüzden “mareşal kimdir” sorusuna verilen ilk cevap çoğu zaman Fevzi Çakmak olur. Oysa rütbeyi ilk alan Mustafa Kemal Paşa'dır. 10 Nisan 1950'de İstanbul'da vefat etti.
İki zafer, iki mareşal: tarihsel arka plan
İki mareşalliğin de doğrudan bir meydan savaşına bağlı olması tesadüf değil. Sakarya Meydan Muharebesi 23 Ağustos – 13 Eylül 1921 arasında yaşandı ve Yunan ordusunun Ankara'ya ilerleyişini durdurdu. Meclis, zaferden yalnızca birkaç gün sonra Mustafa Kemal Paşa'yı müşirliğe yükseltti. Bir yıl sonra 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos'taki Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile sonuçlandı; Fevzi Paşa'nın müşirliği ise hemen ertesi gün, 31 Ağustos 1922'de geldi.
Bu kronoloji, kanundaki “savaşta olağanüstü yararlılık” şartının tarihteki karşılığını da gösterir: iki rütbe de belirli bir zaferin hemen ardından, Meclis kararıyla verilmiştir. Bugün rütbe tablolarında mareşalin genellikle ayrı ve sembolik bir satırda gösterilmesinin nedeni de budur.
Osmanlı'da müşir: mareşalin eski adı
Osmanlı ordusunda mareşalin karşılığı müşir rütbesiydi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Arapça kökenli bu kelime önce vezirlerin unvanlarında bir sıfat olarak kullanıldı. Yeniçeri Ocağı'nın 1826'da kaldırılmasından sonra gerçek bir askerî rütbeye dönüştü ve 1832'de ilk kez verildi.
Bu nedenle Atatürk ve Fevzi Çakmak rütbelerini aldıklarında resmi kayıtlarda “müşir” olarak geçerler. Cumhuriyet'in ilk yıllarında rütbe adları Türkçeleştirilirken “müşir” yerine “mareşal” kelimesi kullanılmaya başlandı. Yani müşir ile mareşal aynı rütbenin iki farklı adıdır; rütbe kaldırılmamış, yalnızca adı değişmiştir.
Doğru yazım: mareşal mi, maraşal mı?
Kelime Fransızca “maréchal” kökenlidir ve Türkçede doğru yazımı mareşaldir. “Maraşal”, “mareşel” ve “marşal” sık görülen hatalı yazımlardır. Askerlik jargonundaki diğer kelimelerin doğru kullanımı için asker sözlüğümüze göz atabilirsin.
Deniz Kuvvetleri'nde büyükamiral
926 sayılı Kanun'a göre Deniz Kuvvetleri'nde mareşalin karşılığı büyükamiraldir. Generallerin denizdeki karşılıkları gibi (tuğgeneral–tuğamiral, orgeneral–oramiral) büyükamiral de mareşalle aynı seviyededir ve aynı şartla verilir: savaşta olağanüstü yararlılık gösteren bir oramirale kanunla.
Cumhuriyet döneminde büyükamiral rütbesinin herhangi bir komutana verildiğine dair bir kayıt bulamadık; rütbe kanunda tanımlı olmakla birlikte kullanılmamış görünmektedir.
Mareşal ve generaller: rütbe sıralamasındaki yeri
Mareşal, general rütbelerinin üzerinde yer alır. Sıralama şöyledir:
| Kara ve Hava Kuvvetleri | Deniz Kuvvetleri | Not |
|---|---|---|
| Tuğgeneral | Tuğamiral | General/amiral grubunun ilk rütbesi |
| Tümgeneral | Tümamiral | |
| Korgeneral | Koramiral | |
| Orgeneral | Oramiral | Fiilen ulaşılabilen en yüksek rütbe |
| Mareşal | Büyükamiral | Yalnız savaşta, kanunla |
Kanun mareşalliği yalnızca orgeneral veya oramiral rütbesindekilere açar. Yani bir komutanın mareşal olabilmesi için önce generalliğin en üst basamağına ulaşmış olması gerekir. Genelkurmay Başkanlığı ise bir rütbe değil makamdır; Genelkurmay Başkanları da orgeneral veya oramiral rütbesindedir. Tüm sıralamayı askeri rütbeler sayfamızda görebilirsin.
Mareşal rütbesi bugün neden verilmiyor?
Bu sorunun cevabı doğrudan kanunun şartlarında yatıyor:
- Savaş şartı: Rütbe yalnızca savaşta gösterilen olağanüstü yararlılık için verilebilir. Kurtuluş Savaşı'ndan bu yana hiçbir komutan için bu yola gidilmedi; TBMM yeni bir mareşallik kanunu çıkarmadı.
- Kanun şartı: Her mareşallik için TBMM'nin özel bir kanun çıkarması gerekir. Bu, rütbeyi siyasi ve tarihî açıdan çok ağır bir karar haline getirir.
- Sembolik değer: Atatürk ve Fevzi Çakmak'ın taşıdığı rütbe olması, mareşalliğe neredeyse kurucu bir anlam yükler.
Bu nedenle günümüzde görevde mareşal rütbesinde bir asker yoktur. Meslek hayatında fiilen ulaşılabilen en yüksek rütbe orgeneral ve oramiraldir.
Kanunun ilginç bir ayrıntısı: “ölmüş” komutanlar
926 sayılı Kanun'un 29. maddesi rütbenin “hayattaki veya ölmüş” orgeneral ve oramirallere verilebileceğini söyler. Yani mareşallik, savaşta şehit düşen veya vefat eden bir komutana ölümünden sonra da kanunla verilebilir. Bu imkân bugüne kadar kullanılmamıştır.
Mareşal, Gazi, Başkomutan: sık karıştırılan unvanlar
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı yıllarındaki unvanları çoğu zaman birbirine karıştırılır. Aralarındaki farkı şöyle özetleyebiliriz:
- Başkomutan: Bir rütbe değil, görev ve yetki unvanıdır. TBMM, Sakarya Meydan Muharebesi'nden önce, 5 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisi vermişti.
- Müşir (mareşal): Askerî rütbedir; 19 Eylül 1921'de kanunla verildi.
- Gazi: Rütbe değil, savaş kahramanlığını ifade eden bir unvandır; müşirlikle aynı kanunla verildi.
- Atatürk: 1934'te Soyadı Kanunu sürecinde TBMM tarafından verilen soyadıdır.
Benzer şekilde “Genelkurmay Başkanı” da bir rütbe değil makamdır. Fevzi Çakmak'ı mareşal yapan, Genelkurmay Başkanı olması değil, Büyük Taarruz'daki başarısı üzerine çıkarılan kanundur.
Jandarma'da mareşal var mı?
Hayır. Jandarma rütbe yapısında mareşal rütbesi bulunmaz. Jandarma'da generaller “J.” önekiyle anılır ve en yüksek rütbe jandarma orgeneraldir. Jandarma rütbelerinin tamamını jandarma rütbeleri yazımızda, astsubay sınıfının basamaklarını ise astsubay rütbeleri sıralaması rehberimizde bulabilirsin.
Dünyada mareşal rütbesi
Mareşal rütbesi Türkiye'ye özgü değildir; pek çok ordu tarihinde bu rütbeyi kullanmıştır. Fransa'da “Maréchal de France”, İngiltere'de “Field Marshal” ve Almanya'da “Generalfeldmarschall” tarihî örneklerdir. Ülkeden ülkeye verilme şartları değişse de ortak nokta, rütbenin çoğunlukla savaş dönemindeki üstün komuta başarısıyla ilişkilendirilmesidir.
Türkiye'deki düzenlemenin farkı, rütbeyi yürütmenin değil doğrudan Meclis'in, üstelik her seferinde ayrı bir kanunla vermesidir. Bu şart, mareşalliği bir ödül olmaktan çok, milletin temsilcilerinin ortak kararıyla verilen tarihî bir onur haline getirir. Atatürk ve Fevzi Çakmak'ın rütbelerinin de bu yolla, savaş devam ederken Meclis kararıyla verildiğini hatırlamak, rütbenin neden bu kadar nadir olduğunu açıklar.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Tarih bilgileri TDV İslâm Ansiklopedisi, Milli Savunma Bakanlığı biyografisi ve 926 sayılı Kanun metnine dayanmaktadır. Rütbe işaretlerinin resmi tarifi için ilgili kıyafet yönetmeliklerine bakılmalıdır.